24 Ağustos 2026

Göz sağlığında 20-20-20 kuralı! Ekrana bakarken bu adımı izleyin

haber-gorseli-1786888520209

Göz önünde ekran kullanımı göz kırpma sıklığını azaltıyor

Göz yüzeyinin sağlıklı kalması için gözyaşı tabakasının yeterli miktarda ve uygun yapıda olması gerekmektedir. Göz kırpma hareketi, gözyaşının göz yüzeyine düzenli bir şekilde dağılmasını sağlar. Bilgisayar, telefon ve tablet gibi dijital ekranlara uzun süre odaklanıldığında göz kırpma sıklığının düştüğünü belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, “Göz kırpmanın azalması, gözyaşı tabakasının yeterince yenilenememesi ve buharlaşmanın artmasına neden olabilir. Özellikle kesintisiz ekran kullananlarda günün ilerleyen saatlerinde yanma, batma, göz yorgunluğu ve zaman zaman bulanık görme gibi şikayetler görülebilir” şeklinde konuştu. Klima ve fanın doğrudan yüze üflemesi, düşük nem oranına sahip kapalı alanlar, hava kirliliği ve kuru hava da gözyaşının buharlaşmasını artırarak yakınmaları belirginleştirebilir.

Göz kuruluğu bazen sulanmayı da tetikleyebilir

Göz kuruluğunda en yaygın belirtiler arasında yanma, batma, kum veya yabancı cisim hissi, kızarıklık, göz yorgunluğu ve ara sıra görmede dalgalanma yer alıyor. Ancak hastaların şaşırdığı belirtilerden biri de gözlerde sulanmadır. Kuruluk ile sulanmanın birbiriyle çelişen durumlar olmadığını belirten Op. Dr. Ahmet Taşar, “Göz yüzeyi yeterince nemlenmediğinde meydana gelen tahriş refleks olarak gözyaşı üretimini artırabilir. Bu nedenle kuru göz problemi yaşayan bir kişide beklenmedik şekilde sulanma görülebilir. Tekrarlayan sulanmanın farklı nedenleri olabileceği için değerlendirmelerde yalnızca bu belirtinin dikkate alınmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Göz kuruluğunun altında başka sağlık sorunları yatabilir

Göz kuruluğu bazı bireylerde çevresel koşullar veya günlük alışkanlıklarla ilişkili iken bazı durumlarda genel sağlık durumu ile bağlantılı olabilir. Sjögren sendromu başta olmak üzere çeşitli romatizmal ve otoimmün hastalıklar, tiroid problemleri ve diyabet gözyaşı üretimini veya göz yüzeyinin yapısını etkileyebiliyor. Yaşla birlikte meydana gelen değişiklikler ve menopoz dönemindeki hormonal değişimler de kuru göz yakınmalarında rol oynayabilir. Bu nedenle uzun süre devam eden, sık tekrarlayan ya da başka belirtilerle birlikte olan göz kuruluğunun nedeninin araştırılması önemlidir. Göz bulguları tek başına herhangi bir sistemik hastalığın tanısını koydurmasa da gerekirse bireyin farklı branşlar tarafından değerlendirilmesi gerekebilir.

Makyaj ve kirpik uygulamaları göz kapağı kenarını etkileyebilir

Gözyaşı sadece sudan oluşmaz; aynı zamanda göz kapaklarında bulunan meibomian bezleri de yağ tabakasının oluşumuna katkıda bulunarak gözyaşının hızlı buharlaşmasını engeller. Bu bezlerin işlevlerinin bozulması ise buharlaşmaya bağlı kuru gözü artıran önemli etkenlerden biridir. Göz çevresinde kullanılan kozmetik ürünlerin ve kirpik uygulamalarının dikkatlice kullanılması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Ahmet Taşar, “Göz makyajı ürünleri, takma kirpikler ya da kirpik lifting uygulamaları hassas bireylerde göz kapağı kenarında irritasyon ya da alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Ürünlerin yeterince temizlenmemesi meibomian bezlerinin işlevini olumsuz etkileyebilir; bu yüzden hijyen konusuna dikkat edilmelidir” dedi.

Kontakt lens kullanırken kuruluk belirtileri dikkate alınmalı

Kontakt lensler gözyaşı tabakasıyla doğrudan etkileşimde bulunduğu için bazı bireylerde mevcut kuruluk yakınmalarını artırabiliyor. Lens kullanırken yanma, batma, kızarıklık veya görmede dalgalanma yaşayan kişilerin lens kullanım alışkanlıklarının ve göz yüzeyinin değerlendirilmesi gerekebilir. Kontakt lens materyali, kullanım süresi ve bakım koşullarının bireye uygun olması gerektiğini belirten Op. Dr. Ahmet Taşar, kuru gözü olan kişilerde lens kullanımına ilişkin kararın mutlaka bir muayene sonrasında verilmesinin daha doğru olduğunu ifade etti.

Kuru gözü tanımlamak tedavi planını değiştirebilir

Kuru gözü her hasta aynı mekanizmalarla yaşamadığı için değerlendirme süreci de kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Standart muayenenin yanı sıra gerekli durumlarda Schirmer testi ile gözyaşı miktarı ölçümü yapılmakta; ayrıca gztöyaşı tabakasının ne kadar süre stabil kaldığını gösteren ölçümler de uygulanmaktadır; boyama yöntemleriyle yüzey incelemeleri ve meibomian bezlerinin incelenmesi gibi yöntemlerden faydalanılabilmektedir. Tedavi ise kuru gözüne sebep olan faktörlere göre planlandığını aktaran Op. Dr. Ahmet Taşar şunları ekledi: “Bazı hastalarda yetersiz gözyaşı miktarı ön planda iken bazılarında sorun daha çok hızlı buharlaşmadadır; bu ayrım tedavi yaklaşımında kritik öneme sahiptir.”

 

20-20-20 kuralı ekran kullanımında basit bir hatırlatıcıdır.

Günlük yaşamda alınabilecek bazı önlemler kuru gözü hafifletmeye yardımcı olabilir özellikle ekran kullananların düzenli aralıklarla dinlenmesi önemlidir.

Bu amaçla 20-20-20 kuralını uygulamak faydalıdır: Yaklaşık her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakmak ve bu sırada bilinçli olarak göz kırpmak ekran kullanımına bağlı yorgunluğu azaltmada etkili olabilir.

Klima veya fanın doğrudan göze yönelmemesi sağlanmalı; ortamın aşırı kuru olmaması adına gerekli önlemler alınmalıdır.

Yeterli sıvı alımı sağlanmalı; dengeli beslenmeye dikkat edilmeli ve kapak hijyenine özen gösterilmelidir.

Omega-3 ya da vitamin takviyeleri herkes için standart bir tedavi yöntemi olarak düşünülmemelidir; bunlar bireysel ihtiyaçlara göre kullanılmalıdır.

Kuru gözü çoğunlukla basit bir rahatsızlık olarak algılansa da Op. Dr.

Ahmet Taşar “Uzun süren veya giderek artan yakınmalarda temel sebebin tespit edilmesine önem verilmektedir.

Ayrıca şiddetli ağrı ışığa karşı hassasiyet yoğun kızarıklık veya görmede azalma gibi bulgular varsa geciktirmeden bir uzmana danışılmalıdır” diyerek sözlerine son verdi.

 

The post Göz sağlığında 20-20-20 kuralı! Ekrana bakarken bunu yapın first appeared on .